annem ve ben

annem ve ben

20 Kasım 2010 Cumartesi

uyku haram yatagımızı halen reddediyoruzzzz……………

üç gün tatil bana iyi gelmedi anacım. Her gece 02:00 ,03:00 civarı yatıp sabah Efe ile zombi gibi
kalkıyorum. Takı yapımına taktım kafayı yine. Yaydım çigene çadırı gibi tüm malzemeleri masaya.
Ha babam de babam yapıp duruyorum. Bu işin sonu nereye varacak hiç kestiremiyorum.
Gece ben hevesle aklımda oluşan modelleri yapmaya , boncuk zincir birleştirmeye çalışırken
birden kapı kapanma sesi geldi. Neler oluyor diye sesin geldiği yöne yürümeye başladım.
bilin bakalım yolda kime rastladım? Efe'cim tabiki:) Yalnız o olsa iyi. Kurbagasını bir eline
oda içinde buldugu toplarıda diger eline toplamış salona dogru ilerliyor:)Yani bohcasını toplamış odasından kaçıyor:)
Ardından kapıyıda kapatıyorki geri yatmak zorunda kalmasın yatagına. Eeeeee ne yapalım sardık
sarmaladık aldık kucagımıza dogru bizim yataga. Kurbagası ve topları ödünç aldık komidin üzerine koyduk.
'Haydi uyku zamanı'' dememe bile fırsat kalmadan güvenli kollarda olmanın verdiği rahatlıkla, babasına
sarılıp uykuya dalmış. Manzara muthiş. Gece 03:00 olmuş bende bu manzaranın bir parçası olmak için
kıvrıldım yataga sarıldım oğluma.

seviyorum ben aramızda yatmasını yahu nasıl vazgeçecegiz bu sıkıntılı yapışık aşktan bilmiyorum:)

29 Ekim Cumhuriyet bayramamız 3. kutlaması:)

evet 3. defa kutluyor oglum. İki yıldır senliklerle:) e yeni dogdugu yıl hiçbir şey yapamamıştık.

her yıl gibi bu yılda caddeye indik. Sabah hava çok soguk ve çok yagmurluydu. Aksama hareket olmaz
diye düşünüyorduk ama yanıldık. Cadde yine çok kalabalık, hareketli ve renkliydi. Her yerde renki yanan ışıldaklar,üstü ışıklı taçlar, bayraklar, balonlar, rüzgar gülleri…. Tabi hepsi kırmızı beyaz ….
cadde muazzam güzel. Yürüyüş ekibi ile çok uzun yürümeyi başaramadık ama ''carnaval turko'' ritim grubu ile
uzun uzun takıldık. Gençler harika hep beraber ellerinde davullar, bateriler, bagetlert, ziller , defler çalıyorlar…

ınsanı kıskandıracak şekilde eglenerek, aşkla ve keyif alarak. Tabı enerjıleri bize de geçti. Dans edenler,
ritim tutup eglenenler , zıplayanlar…. Bizde aynı çoskuyu yasadık. İçlerine katıldık , onlarla yürüyüp
ritim tuttuk, zıpladık hopladık. Bizim kadar Efe 'de bundan keyif aldı. Zıpladı , koştu , bayrak salladı bol bol:)
eee nede olsa oda bir müzik okulu ögrencisi ve çalınan aletler tanıdık öyle değilmi:) oda tadını çıkardı
bu durumun. Grup elemanlarına da ayrıca Efe'cige gösterdikleri ilgi ve hoş görü için ,böyle bir günde
Cadde de bulunanları ateşleyip keyifli bir gece geçirmlerini sağladıkları için ayrıca teşekkür ediyorum.

eve çok yorgun dödük….
Araba koltugunda oturan Efe'ye annesi sorar: Efecim begendin mi? Eglendin mi?
efe: evet anlamında kafasını sallar
anne: peki yine gidelim mi?
efe: hayırrrrrrrrr olarak kafasını sallar
okadar yorulmuşturki tekrar eglence değil sadece uyku istegini bu şekilde dile getirir…

odamızı yatagımızı yeniden benımsemeye çalışıyoruz…

Son zamanlarda oglumda huy değişiklikleri hızlı ve çok oldu. Fazla inatız. Herşey ıgııgı (hayır) …

yemek yemek istermisin ıggıııııııı
üstümüzü giyelim ıggııııııııı
bezimizi değiştirelim ıggııııııııı
banyo yapalım (ki en sevdiği şeydi) ıggııııııııııı
yatagında yatmak istermisin ıggııııııı

itiraz üzerine istersen üstele.. Ne mümkün çıglık çığlıga bagırıyoruz. Öyle böyle bir çığlık değil
kulakları sağır eden bir çığlık. Hareketlerle üstlediysen (zorla kucaga almaya calıştın örn.) bu defa
işin içine vurmalar giriyor. Sinirimizi alamayıp sürekli gidip gelip vuruyoruz.
evet biraz biraz itirazlarımız, biraz diretmelerimiz vardı , sadece babasına vurmalarımız vardı ama
işin rengi değişti. Artık kim oldugu önemli değil. Herkeze vurup bagırıyoruz. Sinirimizi bir türlü
çıkaramıyoruz. Bu hastanede yatma işi bizi iyice bozdu… Nasıl yaparız normale döneriz
bilemiyorum. Yatagında uyurdu ve sıkıntı çıkarmadan yatardı. Artık oda itiraz konuları arasında.
Annenin yatagında yatmak istiyoruz hep.Efecigin yatagında iki büklüm yatıyorum ki alışsın
diye. Ama zor görünüyor. Gece kalkıp aramıza yatıyor ve bizim ruhumuz duymuyor.
sabah bakıyoruz aramızda. Babası ile birbirimize soruyoruz ''sen mi aldın'' ikimizde yanıt aynı

'hayır''…

özlediğimiz için yanımızda yatmasını istemek ile kişilik gelişimi için yatagında yatması isteğide
bizde çarpışıyor son günlerde:) Bakalım nasıl aşılacak sorun…

24 EKIM PAZAR.. CAFE CADDE KAHVALTI

hava güzel pırıl pırıl bugun. Yazdan kalma son güzel günler. Kahvaltı için dışardayız. Mekan harika

kahvaltılıklar mükemmel:) Yine hep beraberiz. Oyun grubu, anneler ve çocuklar olarak toplanırdık hep.
Bu defa babalarda bize eşlik etti. Uzun bir masa 13 yetişkin 7 çocuk tam yirmi kişiyiz.
her şey güzel başladı ama bizim yine oksijen saatimiz var. Oglusum ve babası eve donduler.
Arkalarından biz de evin yolunu tuttuk. Kalabalık bu Pazar evimiz. Teyzemiz , eniştemiz ve Mert bizimle.

Aksam Güzel gözlü Çağla'mız ve yakışıklı Kaan ağbimizde bize katıldı. Büyük gün aslında.
Galatasaray - Fener derbisi var . Ev stada yakın oldugu için tum eglenceyi evden dinliyoruz.
Gece boyu oynadı oglum Kaan agbisi ile. Her şey yolundaydı. Taaaa ki misafirleri gönderene kadar.
kapıdan duydugum büyük gümbürtü yine aklımı alıp gitti. Efe kocaman televizyonu oldugu yerden
oynatmış ve yere düşürmüş, ayagı altında kalmış korkudan çığlık çığlıga ağlıyordu….
Ruhumu teslim ettiğim korkudan öldüğüm andı sanki. Kucagıma alıp korkusunu gidermeye çalışmak,
herhanhi bir yerinde bir zarar var mı bakmak, aglamasını durdurmak.. çok zor dakikalardı…
sadece parmakta ezikle bu işi hallettik ama çok korku yasadım onu biliyorum.

bitsin bu sıkıntılar artık çok sorunlu günler yasadık. Artık yoruldum ruhum çöktü. Acil ayaga kalkmalıyız.

23 EKIM C.TESİ

Hastahane günlerimiz umarım geride kaldı. Bu sabah kahvaltı var. Oglum ve arkdaşları oyun odası ve ablaların oldugu bir mekanda.heyecanlıyız biraz olsun kendini iyi hissedecek umarım.

Mekan küçük ve masalar sıkışık, içerisi kalabalık, işletme zihniyeti kötü … zuzu cafe..Ama biz birlikte eglenmeyi başarabiliyoruz. Bukadar olumsuzluk bile bizi yıldırmadı. Biraz oyun odası biraz kahvaltı masası arasında gidip geldik. Yedik sohbet ettik:)kuzumu fazla yormadan 12:30 kalktık oglumun oksijen saatı var kaçırmamalıyız:)

öğleden sonra da müzik okulundayız. Zıplayıp hoplayıp oynadı. Fazla yorulmamak gerekliymiş.
Fazla zıplayınca yine öksürük kırızımız tuttu dinlenince iyiyiz … Allahım gitsin bu mikroplar bizden artık:)
Aksama da dogru Kadıköy Balık Pazarına. Karar verdim yavruma balık yedirecegim. Ama o daha çok
yeme kısmını değil her yerdeki balıkları seyretmeyi tercih ediyor.
Hamsileri pişirdim ama Efe'cik yemek istemiyor. Yemek boyunca ekmek kemirdi sadece :)
o yemedi ama babası ve ben afiyetle hepsini yedik:)

İÇİM ACIYOR ** hastahanedeyiz***

20-21 22 EKIM


insanın kendini unutması böyle bişey sanırım. Acı içene işliyor, kalbinde garip bir agrı bir agırlık hissi var.
bu hafta oglum hasta ve biz iki geceyi hastahanede geçirdik. Çok zor bir haftaydı babası ve benim için.

Resim yazısı ekle
 hep güçlü olmaya çalışmak dik durmak omuzlarımı , bedenimi en çok ruhumu agrıttı. Aslında haftaya sadece burun akıntısı ile başlamıştık. Küçük bir soguk algınlıgı diye düşünürken Salı gecesi sabaha kadar sürekli oglum aglayınca anladık ki bir şeyler ters gidiyor… Sabah babanneye bırakıp işe geldik ama biliyorum sorun var.babaannesi '' bir doktora gösterelim '' dediğinde korku sardı içimi. Koşarak gittik gözleri baygın bize bakıyor.muayne sonucu acile indirildik nefes almakta zorluk cekiyordu kucuk oğlum. Hemen oksijen ve ilaç tedavisi dediler. Evet bitecek herşey normale donecek diye bekledik ama dönmedi. Yatırdılar bizi koca iki gece hastanede.Carsamba öğlen girdik Cuma öğlene kadar. Zor saatlerdi benım için. Ama en zor olanı kan alma damar bulma mevzuu. O agladı ben agladım. Kulaklarımda çığlıkları halen duyuyorum. Çırpınışını ve kurtulamamasını.En acısı ise kurtulmasın ,bu acıyı çeksin diye çıglıklara kulak kapatıp ben tutuyordum.
Üçünüde de bulunamayınca gönderdim hemşireleri artık istemiyoruz çıkın dedim. Ama içimde hep bir
şüphe. Bu kanı almalı neler oldugunu öğrenmeliyiz biliyorum ama artık içim aciyor ve buna dayanacak
gücüm kalmıyordu. Uzman oldugunu idda eden biri girdi odaya izin verirsem oda denyecekmiş kan almayı…
verdim denedi. Yina acı yıne çıglıklar çok sükür kan alabildik ama damar yolundan ilaç veremedik yine tıkandı yollar…Artık kararlıyım , biliyorum birdaha damar yolundan asla bişiler yaptırmayacagım. İzin vermedim artık bu acıya ama çok geç kalınmış oglum artık çıglıklarına ve aglamasına hakım olmaz duruma gelmişti.Sonuçlarımız geldi. Birçok mikrop oglumun solunum yoluna yerlemiş. Bogulacak gibi öksürük
 yapıyor nefes almasını engelliyor. Akut bronşiolit hastalıgın adı. Bacaktan vurulan iğneler, agızdan verilen ilaçlar ve üç satte bir yapılan oksijen tedavisi ile acilarımız hafifledi. Evdeyiz artık her üç satte bir babası ile birlikte oksijen tedavisini evde yapıyoruz. Oksürük azaldı hefes almalarımız normale döndü ama korkularımız baki kaldı.
Kolundaki yada bacagındakı patlamış damar morluklarını gördükçe çıglık çıglıga ağlıyor oglum. Benımde
içimitari fi imkansız bir acı kaplıyor. Eli kolu baglı kalmak önünde acı çekerken çaresiz kalmak bu sanırım.
Umarım sondur ve birdaha yaşamayız bu acıları…..

herşey bukadar karamsar değildi tabi. Ziyaretçilerimizde vardı.
ilk gece haya(hala)'mız geldi oynadı onunla ogluşum…
Ece ve Ege 'cigin annesi annesi Tugbamız geldi bizi ziyarete süper bir hediye ile ertesi sabah.…



Sonra Elül'ün(Eylül) annesi Bucu (Burcu)'cum geldi oda süper bir hediye ile oğlum çığlık çığlıga
sevinç içinde hediyeyi görünce .Nasıl çığlık atmasın en sevdiği şey geldi bir tır ve içi dolu araba:)

arkasından Akan(hakan ) ağbim ve Sehber'cim geldi bu karşılma dahada çığlıklı ve sevinç dolu oldu.
Sehber'in elindeki ucan balonları görünce havada zıplayıp çıglıklar atmaya başladı yavru kusum.

Sonrada amcamız geldi görmeye oğlusumu:) beraketli ve hareketli hastane günleri oldu bizim için.

hergün günde birkaç defa teyde (teyze)miz aradı, nannane(annemiz), dadı (dayımız) aradı:)

Anur(Aynur)cum aradı kucuk kuzumu:)
hastahanede bizi arayan, soran , gelen ve hep yanımızda olan herkeze çok teşekkür ederiz.

insan hayatta ailesi , dostları kadar var. Onlar varsa hayat var ve güzel…
Resim yazısı ekle

17 Ekim Pazar…

aslında bugun İstanbul'da Avrasya martonu var bizde katılmak istiyorduk. Ama olmadı. Bu yıl başaramadık.


umarım seneye katılabilirz.

Dünki oyun grubu toplantımız çok hareketli oldugu için yorgunuz bu sabah ama mutluyuz.

bügünde hareket var. Önce bir duaya katılıcaz ordan da dogum günü partisine:)

Hızlı hızlı hazıranıp dua yapılacak eve gittipk. Efe'cim ,Mert'cim annane ve teyze olarak. Amin yaptık oglumla:)



Ordan Çagla'cıgın dogum günüe. Nasıl güzel olmuş nasıl tatlı missss kokulu:) Öptük kokladık …

annesi prenses gibi süslemiş. Kızların kıyafetlerine bayılıyorum ben. Sanırım sadece ikici çocuk bundan düşünebilirim:)

yeni yaşın sana sağlık ve mutluluk getirsin inşallah.Hep yüzün gülsün …

21 Ekim 2010 Perşembe

YENİ YİNE YENİDEN

16 Ekim C.tesi

9+8 çokkkk kalabalık ama keyifli bir gün



Bu yılın ilk oyun grubu toplantısı bizde. Çok heyecanlıyız. Hazırlıkların çogu bitti. sabah erken uyandık çok işimiz var bugünde.Kahvaltı yaptık dogru oyuncakcıya.Top almak istiyoruz. tam bir çanta .İçinde
100 adet olanlardan. herkeze bolca top düşecek sıkıntı olmasın kavga çıkmasın diye:)ilk magzada bulmayınca baba ogul aramaya gittiler bende dogru eve geldim. Hazırlıkların devamı var.

ilk konuklarımız oglum evde yokken geldiler. Güzel gözlü Zeynep , başına buyruk Ömer ve
Hırçın kız Eylül:)sonra baba ogul geldiler ellerinde toplar ama oglum uykusuz ve huysuz olarak. İlk
dakilar yapışık yaşadık ama sonra düzeldik.

Sonra evimi Minik adam Deniz ve Sevgili İpek şenlendirdi. Yavaş yavaş kadro tamamlanıyor :)Her çalan
zil yeni bir heyecan fırtınası evin içinde. Sonra Çekingen kızımız Eylül geldi (artık arttı çekingenliği
süper uyum içinde)En son ziyaretçimiz Minik dudak Derin ve teyzesinin minik kuzusu Mert oldu. Kadro tamam evin içnde hareket edecek alan sıfır.

Her yerde oyuncaklar var hepsi ayrı bir dunyada oynuyor. Hepsine hitap edecek oyuncak çıktı .
Bazıları çok revactaydı arı kovanındaki arılar gibi bir oyuncak için mucadele edip savaştılar hep birlikte.

Oyun hamurundan tencereler ,köfteler yaptık, salyangoz yapmayı ögrendik…Hepsi oyun hamuruna
eşlilk etti çok severek oynadık:)Araya kutu kutu pense de ekledik:) çocuklar kadar annelerede terapi bu toplantılar:)Topları mızı bir tul içine doldurduk, hepimiz tülün bir ucundan tutup müzik eşliğinde zıplamaya başladık.Tüm toplar etrafa yaylıp tül üzerinde bitene kadar.


bir zaman sonra anneler yeme faslına başadı. En revaçta olan sevgili ipek'in annesinin yaptıgı kekti:)
giderken götürmek için talep yapıldı çıkın hazırladık:) Bige'cim ellerine sağlık nefis olmuştu. Çok teşekkür ederiz tekrar…

Bu defa kavga olmadı ama her taraftan ayrı bir ses ve istek yükseliyordu. İlk toplantıda rahat rahat yiyip içip onların kendi başına oynamalarını izlemiştik.Süper görünüyordu. Her toplantıda o rahatlıktan biraz biraz uzaklaştık ama olsun. Bu hali ilede çok seviyorum …

Tüm misafırlarimize teşekkür ediyoruz evimize geldiğiniz ve bizi mutlu ettiğiniz için:)

bereketli gün:)

10 EKIM PAZAR






sabah erken kalkış kahvaltı faslı ama dışarda:)

evde kahvaltı fikrini oturtamadım kafamda haftasonları için:) minik oglumda seviyor dışarda kahvaltıyı:)

ana ogul sürüklüyoruz babamızı da dışarıya:)

ordan okula gittik. Herkez gelmişti. Opuş koklaş yapamdım. Hastayım bu hafta . Soguklar beni

erken buldu bu yıl. Kuzuları da öpemedim tabiki:(

okulda bu defa daha ilgiliydi. Son gunlerde bir cekıngenliktir, utanmadır gidiyordu. Bazen hiç

bir hareket yapmıyor duruyor sıfır katılım bazen hepsini hevesle yapıyor. Bakalım okul maceramız nasıl bitecek:)



kahveye misafirlerimiz gelecekmiş okuldan hızla eve döndük. Eve dönüş fikrini önce sevmedi ama

baktı ağbi gelmiş oynayacak ooo mutlu oglum..Sohbet ,muhabbet 15:00 gibi yolcu ettik.

yavrum yorgun düştü.Uykuya yenildi gözleri….



aksama da misafirimiz var:) Bereketli bir gün oldu…

Uygar ağbi ve maya bizimle olacak.

Maya 'cım nasıl minik , nasıl tatlı ve tombul yanaklı ..misss gibi kokuyor bebek kokusu…

evet evet anladım oglum büyümüş benim:)

annadeyiz bu hafta

4 -10 EKIM HAFTASI…




Bu hafta Pazar gününden annaneye taşındık.Bir hafta oğlumla orda kalacagız.

Babaannemız bu hafta yok. Tum hafta annane ve dayılarıyla birlikte olacak.

Sabahları biraz zor oldu. Her sabah istisnasız peşimden ağladı , beni bırakmak istemedi.

İlk gün dayısı parka götürdü öyle kacabildim ama dıger günler tam bir işkence oldu evden çıkmak.

Ben yokken mutlu tum gün yiyip içip oynuyormuş. Ben eve gidincede bana yapışık yaşıyor …

Sanırım biraz da hassaslaştı bu hafta babayı hiç görmemenin verdiği bir sıkıntı bu…

Cuma günü '' haydi evimize gidiyoruz ayakkabıları giyelim'' dediğim an kapıya fırladı.

Anladım ki alışkanlıklarından vaz geçmek istemiyor çocuklar….